34. Fitnelerin Çoğalması
İnsanların yaşam şartlarının güçleştiği, Allah'ın ve dinin çeşitli şekillerde yalanlanarak insanların imanlarının zayıflatılmaya, yok edilmeye çalışıldığı şiddetli imtihan ortamları İslami kaynaklarda "fitne" ortamı olarak tanımlanır.
Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde ahir zamanda bazı müminlerin imanlarının zayıflayacağı ve buna sebep olacak gelişmeler haber verilmektedir:
Kıyamet yaklaştığı zaman ve müminlerin kalbi; ölüm, açlık, fitneler, sünnetlerin kaybolması, bid'atlerin ortaya çıkması, emri bil maruf ve nehyi anıl münker (iyiliği emredip kötülükten menetme) imkanlarının kaybolması gibi sebeplerle zayıfladığı zaman benim evlatlarımdan Mehdi ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalbi ferahlar, Acem (Arap olmayan) ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)
Hadiste yer alan bilgilere göre, eğer kısaca özetleyecek olursak, ahir zamanda, Mehdi ve hemen ardından da Hz. İsa gelmeden önce şu olaylar gerçekleşecektir:
1- Ölüm: Anarşi ve yaygın katliamlar neticesinde halkın can güvenliğinin kalmaması ve bunun meydana getirdiği tedirginlik ortamı.
2- Açlık: Hayat pahalılığı sebebiyle meydana gelen geçim sıkıntısı. Felaketler ve doğal afetler sonucunda kıtlıkların, açlığın artması.
3- Fitneler: Haramların küçük-büyük herkesin arasında, alabildiğince yaygınlaşması ve teşvik görmesi. Her türlü ahlaksızlığın insanların gözleri önünde yapılması.
4- Bidatlerin ortaya çıkması: İslam dininde olmadığı halde sonradan ortaya çıkarılan adetlerin dinin esaslarıymış gibi kabul edilmesi.
5- Din ahlakını anlatma imkanlarının kaybolması: İyiliğin emredilmesi ve kötülüğün engellenmesi, kısacası tebliğ imkanının kaybolması ile meydana gelen manevi boşluk.
Fitne ortamları sağlam imana sahip müminler için imanlarının güçlenmesine, sabırlarının ve ahiretteki derecelerinin artmasına vesile olurken, zayıf ve yüzeysel imana sahip kimselerin imanlarını kaybetmelerine ya da imanlarının daha da zayıflamasına yol açar. Mehdi bu tür bir fitne ortamının en yoğun ve şiddetli olarak yaşandığı bir dönemde ortaya çıkacaktır.
Başka hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında da ahir zamanda Mehdi'nin, her yere erişmiş çok yaygın bir fitne varken ortaya çıkacağı bildirilmektedir:
Mehdi, fitnelerin zuhur ettiği bir zaman aralığında gelecek. (Mektubat-ı Rabbani, 2-258)
Mağrib'de (batıda) karışıklıklar, fitneler ve korku olacak. Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak. Fitneler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s.440)
35. Her Yere Ulaşan Bir Fitne
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Mehdi'dir" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Hadislerde herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, dine ve Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve dinin yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu halde, yoğun propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.
Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse yok gibidir. Bu durum, bütün Batı dünyası için geçerli olduğu gibi Müslüman ülkeler için de geçerlidir. Öyle ki ders kitaplarında bile yer verilmiş olan bu teori, öne sürdüğü sayısız yalan ve göz boyamalarla daha çocuk yaşlardan itibaren insanlara telkin edilmekte; tesadüfler sonucunda meydana geldikleri, maymundan türedikleri gibi gülünç safsatalarla insanlar yanıltılmaktadırlar. İlkokullardan üniversitelere kadar gençlerin evrimci yalanlarla beyinleri yıkanmaktadır. (Evrim teorisi ile ilgili propaganda girişimlerine verdiğimiz bilimsel cevapları için bkz. Harun Yahya, Evrimcilere Net Cevap 1, 2, 3, 4, Araştırma Yayıncılık)
Dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz (sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda, bir fitnenin dünya çapında kısa zamanda bu kadar geniş alana yayılması mümkün değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve din ahlakına karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne daha görülmemiştir. Tüm bunlar Mehdi'nin çıkış zamanının ve dolayısıyla Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne dönüşünün içinde yaşadığımız dönemde olacağına dair önemli işaretlerdir. (En doğrusunu Allah bilir.) Ancak şunu da hatırlatmalıyız ki, hadislerde Mehdi'nin çıkışıyla ve Hz. İsa'nın gelişiyle bu fitnenin sona ereceği de müjdelenmektedir.
36.Haramların Helal Sayılması
Bir fitne görülür, bunu diğer fitneler takip eder… bundan sonra bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir… (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
Hz. Huzeyfe'nin anlattığına göre, Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Ey Huzeyfe! O günde onlar Ridde (dinden çıkmak) üzere olacaklardır. Şarabın helal olduğunu zannedecekler ve namaz da kılmayacaklardır." (Ukayli, En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal)
Günümüzde fuhuş, kumar, içki, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde giderek artan bir oranda işlenmektedir. Kimi Batılı gazete ve televizyonlarda bu haramları işleyenler sıkça övülmekte ve teşvik edilmekte, hatta işlemeyenler yerilmektedirler. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir. Giderek daha yaygın bir hale gelen bu sınır tanımaz, helali, haramı göz ardı eden, her türlü taşkınlığı normal sayan yaşam tarzı hadislerde tarif edilen ortamı çok açık bir şekilde yansıtmaktadır. Mehdi'nin çıkış habercisi olan bu karanlık ortam, aynı zamanda Hz. İsa'nın gelişinin de yakınlaştığına işaret etmektedir. Bu konuyla ilgili diğer bazı hadisler ve İslam alimlerinin açıklamaları şöyledir:
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdi zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise… küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir. (Mektubat-ı Rabbani, 2-259)
Hz. Mehdi, bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
37. Allah'ın Açıkça İnkar Edilmesi
Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz. (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, s. 27)
Allah'ı inkar etme sapkınlığı olan ateizm, 19. yüzyılın sonundan itibaren yaygınlaşmıştır. Materyalizm ve Darwinizm'in yaygınlaşmasıyla kendilerine felsefi ve sözde bilimsel dayanak buldukları yanılgısına kapılan ateistlerin sayısı 20. yüzyılda artmıştır. Ateistler bu dönemde sapkın görüşlerinin propagandasını yapma imkanı bulmuşlardır. Ateizm, samimi olarak iman edenlerin yürüteceği fikri mücadele ile Allah'ın izniyle yok olmaya mahkumdur. (Ateizmin çöküşü konusu için bkz. Harun Yahya, İslam'ın Yükselişi, Araştırma Yayıncılık)
38. Allah'tan Başka İlahlar Edinilmesi
Lat-Uzza'ya yeniden Allah'tan başka İlah edinilerek tapılmadıkça kıyamet kopmaz… (Kıyamet Alametleri, s.281)
Ümmetimden birçok kabileler müşriklere iltihak edeceklerdir, kıyametten önce hepsi küfre girecekler… (Kıyamet Alametleri, s.287)
Ümmetimden bir kısım insanlar putlara dönüp tapıncaya kadar kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, s. 241)
Allah'tan başkasını İlah edinmek hiç şüphesiz çok büyük bir sapkınlık ve günahtır. Bazı insanlar, putlara tapmaktan bahsedildiğinde, yalnızca geçmiş toplumların yaptığı gibi tahtadan veya taştan yontulmuş heykellere tapmaktan bahsedildiğini sanırlar. Oysa bu bir yanılgıdır. Şirk koşan bir insan, yalnızca insan yapımı putlara tapan insan demek değildir. Allah'ın, Kuran'da bildirdiği gibi, şirk koşmadan iman etmek demek "dini yalnızca Allah'a halis kılarak –yani yalnızca Allah'ın rızasını ve rahmetini umarak- iman etmek" demektir. Ahir zamanda ise, şirk koşmadan samimi olarak iman eden insanların sayısı azalacak, gösteriş için ibadet eden, Allah'ın hak dininden uzaklaşarak kendilerine birtakım batıl inanışlar edinen insanların sayısı artacaktır.
39. Materyalist Felsefenin Yaygınlaşmasına İşaret
Bismillah harflerinin değeri kaybettirildiği zaman Mehdi zuhur eder. (Risalet-ül huruc-ül Mehdi, s. 29)
Hadiste geçen "besmele"den kasıt, insanların din ahlakına bakış açısı ve imani durumları olabilir. Nitekim insanların imanlarının zaafa uğradığı bir dönemde Mehdi zuhur edecek ve bu akımları fikren ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde, hadiste geçen ifade, materyalist ve Darwinist felsefenin insanlar üzerindeki etkisinin çok olacağına işaret olabilir. Hz. İsa'dan önce gelecek olan Mehdi'nin vazifelerinden birisi –belki de en önemlisi- bu felsefe ve fikir akımlarını bertaraf ederek Hz. İsa'ya ortam hazırlamasıdır.
40. Anarşi ve Kargaşa Günleri
Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır. (Suyuti, Cami'üs Sagir, 3/211)
Anarşi ve çatışma, geride bıraktığımız yüzyılın en belirgin özelliklerinden biridir. İç savaşlar, ihtilal ve ayaklanmalar binlerce insanın hayatına mal olmuş, güvenlik ve huzur insanların en büyük özlemlerinden biri haline gelmiştir. Kimi Afrika ülkelerinde bir türlü son bulmayan iç savaşlar, başta Güney Amerika olmak üzere bazı ülkelerde yaşanan ihtilal ve ayaklanmalar, Güney Asya'da yaşanan çatışma ve savaşlar, Ortadoğu'da yaşanan gerginlikler bu kargaşanın sadece bilinen belli başlı örnekleridir.
Bununla birlikte özellikle son on yılda terör yaygınlaşmış, Amerika'dan Asya'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, pek çok ülke terörist saldırıların mağduru olmuştur. Sivil ve masum insanları hedef alan terör, insanların korkulu rüyası haline gelmekte, anarşi ve kargaşa insanlarda tedirginliğe neden olmaktadır.
41. Barışın Kalkması
Bütün kalplerin içine fesat düştüğü için bir kısım halk diğeriyle konuşarak barış ve ittifak gösterileri yaparlar. Fakat kalplerinde barış ile ittifaka muhalif bir durum olduğu bir devir gelmedikçe kıyamet kopmaz. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 382, no.701)
Yukarıdaki hadis günümüzde açıkça yaşanmaktadır. Özellikle İsrail-Filistin arasında her türlü girişim ve çabaya rağmen bir türlü gerçekleşemeyen barış, hadisin işaret ettiği olaylardan biri olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Ayrıca günümüzde yeryüzünde barışın yerleşmesi, savaş ve kavgaların bitmesi için dünyanın dört bir yanında barış yanlıları tarafından gösteriler düzenlenmektedir. Ancak tüm bu gösteriler yalnızca Ortadoğu'da değil dünyanın birçok bölgesinde devam eden çatışma, savaş ve katliamları engelleyememektedir.
42. İhtilallerin Olması
... (O sırada) fitneler, karışıklıklar, ihtilaller çok olur da insanlar birbirlerini öldürürler. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)
İç çatışmaların ve ihtilallerin artması, Peygamberimiz (sav)'in ahir zamanla ilgili verdiği önemli bilgilerdendir. 20. yüzyılın sonlarından itibaren başta Salvador, Nikaragua gibi Orta ve Güney Amerika ülkeleri olmak üzere, dünyanın dört bir yanında ihtilaller, darbeler ve karşı-darbeler yaşanmıştır. 1980'lerin başında Orta Amerika'da, bir grup yönetici kadro ile askeri liderler arasında meydana gelen menfaat çatışmaları, kırsal kesimlerde örgütlenen gerilla hareketlerinin de güç kazanmasıyla yaklaşık 22 milyon insanı etkisi altına alan büyük bir çatışma ve kargaşa ortamına dönüşmüştür. Yapılan ihtilaller ile Nikaragua'da Somoza iktidarı devrilmiş, Honduras, El Saldavor ve Guetemala'da büyük ayaklanmalar yaşanmıştır. Tüm bu olaylar sırasında yalnız 1982 yılında, söz konusu bölgede 15 bin kişi hayatını kaybetmiştir.27
43. İnsanların Birbirinden Kaçışması
"Ey Allah'ın Resulü, Ahlas fitnesi nedir?" "Kaçışmak –yani insanlar arasındaki aşırı düşmanlıklardan dolayı birbirlerine güvenemedikleri için birbirlerinden kaçışmaları- ve insanların mallarının yağma edilmesidir," buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 386, no.714)
Hadiste, insanların güvensizlik ve korku nedeniyle birbirlerinden kaçmalarına dikkat çekilmektedir. Bununla, yurtlarından göç etmek zorunda bırakılan insanlara işaret ediliyor olması muhtemeldir. Gerçekten de çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden, savaşlar yüzünden topraklarından sürülen insanların sayısı 20. yüzyılın başlarından itibaren büyük artış göstermiştir.
Özellikle son 20-30 yılda bu artış dikkat çekici bir rakama ulaşmıştır. 2001 yılı itibariyle yaklaşık 23 milyon olan dünyadaki mülteci sayısı, 2002 yılında neredeyse 30 milyona yaklaşmıştır.28